<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Kutlu Doğum</title>
	<atom:link href="http://kutludogum.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kutludogum.wordpress.com</link>
	<description>Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Mar 2007 13:49:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='kutludogum.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Kutlu Doğum</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://kutludogum.wordpress.com/osd.xml" title="Kutlu Doğum" />
	<atom:link rel='hub' href='http://kutludogum.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Hırka-i Şerif</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/hirka-i-serif/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/hirka-i-serif/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:49:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kutlu Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Sünnetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/hirka-i-serif/</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;da Bilinen iki Hırka-i Şerifi vardır. 1-Osmanlı Sultanları tarafından büyük bir tazim ve titizlikle korunan ve 1962&#8242;den beri de halkın ziyaretine açık olan Hırka-i Saâdet veyâ Bürde-i Saâdet, Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in Kâ&#8217;b b. Züheyr&#8217;e hediye ettiği hırka mukaddes emânetlerin en önemlisidir. Babası ve kardeşleri kendisi gibi şâir olan Ka&#8217;b'ın erkek kardeşi Büceyr&#8217;in müslüman olması akrabalarının [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=19&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İstanbul&#8217;da Bilinen iki Hırka-i Şerifi vardır.</p>
<p class="MsoNormal">1-Osmanlı Sultanları tarafından büyük bir tazim ve  titizlikle korunan ve 1962&#8242;den beri de halkın ziyaretine açık olan Hırka-i  Saâdet veyâ Bürde-i Saâdet, Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in Kâ&#8217;b b. Züheyr&#8217;e hediye  ettiği hırka mukaddes emânetlerin en önemlisidir. Babası ve kardeşleri kendisi  gibi şâir olan Ka&#8217;b'ın erkek kardeşi Büceyr&#8217;in müslüman olması akrabalarının  hoşuna gitmedi. Onların etkisinde kalan Ka&#8217;b, Hz. Peygamber&#8217;i hicvetti. Daha  sonra yaptıklarından pişmanlık duyan Ka&#8217;b gizlice Medine&#8217;ye gelip, kendisini  tanıtmadan Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna çıktı. Af müjdesi alınca kendini tanıtıp  nazmettiği hicviyelere keffaret olabilecek güzellikte meşhur Kaside-i Bürde adlı  kasidesini sundu. Kaside&#8217;yi çok beğenen Hz. Peygamber sırtından hırkasını  çıkararak Ka&#8217;b'a hediye etti. Bu hırka için Muaviye b. Ebi Süfyan onbin dirhem  teklif ettiyse de Ka&#8217;b onu satmaya razı olmadı. Ancak ölümünden sonra Muaviye  yirmi bin dirhem karşılığında veresesinden satın alarak Hırkaya sahip oldu.  Sırayla Emevilere ve Abbâsilere intikal eden hırka bir müddet Mısır&#8217;da muhafaza  edilmiş ve Abbâsi halîfeleri tarafından bazı merasimlerde giyilmiştir.</p>
<p class="MsoNormal"><span id="more-19"></span>Hırka-i Saâdet 1,24 m. boyunda geniş kollu ve siyaha çalan  yünlü kumaştan yapılmıştır. İç kısmı, krem renkli yünden kaba bir kumaşla  kaplıdır. Önünde sağ tarafında 23&#215;30 cm. ebadında bir parçası noksandır. Sağ  kolunda da eksiklikler olan hırka 57x45x21 cm. ebadında üsten açıları çifte  kapaklı altın bir çekmece içinde, bohçalara sarılmış olarak muhafaza  edilmektedir.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>OSMANLI&#8217;DA TÖREN</strong></p>
<p class="MsoNormal">Osmanlı sultanlarından bazıları çıktıkları seferlerde  Hırka-i Saâdet&#8217;i yanlarında götürürlerdi. 1596&#8242;da Eğri Seferi sırasında III.  Mehmet tarafından ordunun bozguna yüz tutması sonunda giyilmiş ve zafer için dua  edilmişti. Ordu daha sonra kendini düzeltmiş ve Haçova&#8217;da düşman büyük bir  yenilgiye uğratılmıştır. Yeni saraylar yapılıp, Padişahlar buralara taşınınca,  Topkapı&#8217;da kalan Hırka her Ramazan ayının on beşinci günleri önceden olduğu gibi  büyük bir merasimle ziyaret olunurdu. Bunun için bir kaç gün önceden padişahın  da bizzat hizmet ettiği bir hazırlık yapılırdı. Bütün devlet erkânı Ayasofya&#8217;da  şeyhülislam ile namaz kıldıktan sonra saraya gelirler ve arz odasında  toplanırlardı. padişah ve saray erkânının da katılmasıyla Hz. Peygamber (A.S.)’ın  mübarek hırkalarının muhafaza edildiği Hırka-i Saadet odasına gidilirdi. Yedi  bohçaya sarılı altından yapılmış sandık padişah tarafından açılırdı. Bu sırada  hafızlar Kuran-ı Kerim okumaya başlarlardı. İlk önce Padişah, başta Şeyhü&#8217;lİslâm  ve sadrazam olmak üzere, diğer davetliler protokol sıralarına göre teker teker  gelip yüz sürerlerdi. Ayrıca valide sultanın öncülüğünde harem halkı da  ziyaretlerini yapardı.  Kur&#8217;an kıraati eşliğinde padişah tarafından açılan  Hırka-i Saâdet&#8217;e Ziyâretten sonra, yüz sürülen kısmı Silahtar Ağa altın tas  içinde getirilen su ile yıkar öd ve amber sürerek kuruturdu. Padişah tarafından  yenilenen bohçasına konur ve zikredilen çekmeceye yerleştirilirdi. Ziyaretler  bitince sanduka bizzat padişah tarafından kilitlenirdi. Bu merâsim büyük bir  vecd ve huşu içinde yapılırdı. Allah Rasûlü&#8217;nün bohçası dışından bile olsa  hırkasına yüz sürmek herkese büyük bir ruhânî haz verirdi.</p>
<p class="MsoNormal">2-Hz. Peygamber&#8217;in Üveys el-Karanî&#8217;ye gönderdiği kabul  edilen ve hırka-i şerîf adı verilerek, halifelik alâmeti sayılan hırkadan ayırd  edilmek istenen hırka vardır ki, 1027(1617-1618) tarihinde İstanbul&#8217;a Şükrullah  Efendi tarafından getirilmiş olup, kendisinden sonra çocuklarına intikal  etmiştir. Uzun süre kendilerine &#8220;hırka-i şerif şeyhleri&#8221; adı verilen bu ailenin  elinde Fatih/Yavuzselim’deki bir evde muhafaza edilmiştir. Bu evin yetersiz  kalması sebebiyle I. Abdülhamid, bugün Hırka-i Şerif Camii avlusunda kalan söz  konusu odayı inşa etmiş ve Hırka-i Şerif 1780 yılından itibaren burada  sergilenmeye başlanmış. Zamanla ziyaretlerin yoğunlaşması sebebiyle bu oda da  yetersiz kalınca Sultan Abdülmecid, 1847 yılında cami yaptırmaya karar vermiş.  Hırka-i Şerif, söz konusu odada 1780’den 1851’e kadar sergilendi. Peygamber  Efendimiz (sav)’in mübarek hırkası 1851’den bu yana ise Hırka-i Şerif Camii’nde  sergileniyor.</p>
<p class="MsoNormal">Günümüzde dahi bu ziyaret her yıl ramazan&#8217;ın 15&#8242;inden  başlayıp Kadir Gecesi&#8217;ne kadar devam etmektedir.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/19/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/19/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/19/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=19&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/hirka-i-serif/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hz.Muhammed’in (s.a.s.) Peygamberliğinin Evrenselliği</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/hzmuhammed%e2%80%99in-sas-peygamberliginin-evrenselligi/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/hzmuhammed%e2%80%99in-sas-peygamberliginin-evrenselligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:45:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran ve Hadislerde Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/hzmuhammed%e2%80%99in-sas-peygamberliginin-evrenselligi/</guid>
		<description><![CDATA[A’RÂF SÛRESİ 158 – De ki: “Ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah tarafından gönderilen Peygamberim. O ki, göklerin ve yerin hakimiyeti O’na aittir. O’ndan başka ilah yoktur. Hayatı veren de, ölümü yaratan da O’dur. Öyleyse siz de Allah’a ve O’nun bütün kelimelerine iman eden o ümmî Nebîye, o Resule inanın. Ona tâbi olun ki doğru [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=18&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>A’RÂF SÛRESİ 158 – </strong>De ki: “Ey insanlar! Ben sizin  hepinize Allah tarafından gönderilen Peygamberim. O ki, göklerin ve yerin  hakimiyeti O’na aittir. O’ndan başka ilah yoktur. Hayatı veren de, ölümü yaratan  da O’dur. Öyleyse siz de Allah’a ve O’nun bütün kelimelerine iman eden o ümmî  Nebîye, o Resule inanın. Ona tâbi olun ki doğru yolu bulasınız. [6,19; 11,17;  3,20]</p>
<p class="MsoNormal"><span id="more-18"></span><strong>TEVBE SûRESİ 33 –</strong> O’dur ki Resulünü, bütün dinlere  üstün kılmak için hidâyetle ve hak dini ile gönderdi. Müşrikler isterse  hoşlanmasınlar!</p>
<p class="MsoNormal"><strong>SEBE’ SÛRESİ 28 – </strong>Ey Resûlüm, Biz seni bütün  insanlığa rahmetimizin müjdecisi, azabımızın uyarıcısı olarak gönderdik, lâkin  insanların ekserisi bunu bilmezler. [7,158; 25,1; 6,116; 12,103]</p>
<p class="MsoNormal">Bu âyet Hz. Muhammed (a.s.)’ın risaletinin belirli bir  millet, dil ve coğrafya ile sınırlı olmayıp evrensel, yani bütün zamanlar ve  mekânlar için geçerli olduğunu açıkça gösterir.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>FETİH SÛRESİ 28 –</strong> Bütün dinlere üstün kılmak için  resulünü hidâyet ve hak dinle gönderen O’dur. Buna şahit olarak Allah yeter.</p>
<p class="MsoNormal">Hudeybiye seferi hakkındaki âyetlerin peşinden Hz. Muhammed  (a.s.)’ın risaletini vurgulayan bu âyetin indirilmesinin hikmeti şudur: Anlaşma  akdi yazılırken Mekke müşriklerinin ısrarı üzerine “Allah’ın Resûlü” sıfatını  Efendimiz silmişti: İşte buna ima ederek Allah Teâla sanki şöyle buyurmaktadır:  “Onun Allah’ın Resulü olduğunda en ufak bir tereddüt yoktur. Bir kısım  insanların inanmamaları bu gerçeği değiştirmez. Allah’ın ona şahitlik edip  desteklemesi yeter de artar.”</p>
<p class="MsoNormal"><strong>SAF SÛRESİ 9 – </strong>O Resulünü, diğer bütün dinlere üstün  kılmak için, hidâyet ve hak dini ile göndermiştir. İsterse müşrikler bundan  hoşlanmasınlar. [48,28; 9,33]</p>
<p class="MsoNormal"><strong><font size="2">Kaynak :  Kuran Meali &#8211; Prof.Dr. Suat Yıldırım</font></strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/18/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/18/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/18/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=18&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/hzmuhammed%e2%80%99in-sas-peygamberliginin-evrenselligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Türkler hakkında Hadis var mıdır?</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/turkler-hakkinda-hadis-var-midir/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/turkler-hakkinda-hadis-var-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:44:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/turkler-hakkinda-hadis-var-midir/</guid>
		<description><![CDATA[Türkler hakkında Hadis var mıdır? İslâm&#8217;ın milliyetçiliğe ve ırkçılığa bakışı nedir? Evet Peygamber Efendimizin s. Türkler hakkında hadisi şerifi vardır. Efendimiz şöyle buyuruyor.&#8221; Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın&#8221; ( Ebu Davut, Melahim: 8 ) Araplar Hicri 4 asırda müslümanlarla temas kurdular. Bu temaslar sonucunda Türkler müslüman oldu ve asırlar boyunca İslâm&#8217;ın bayraktarlığını yaptılar. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=17&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#467646"><strong>Türkler hakkında Hadis var mıdır? İslâm&#8217;ın milliyetçiliğe ve ırkçılığa bakışı  nedir?</strong></font></p>
<p class="MsoNormal">        Evet      Peygamber Efendimizin s. Türkler hakkında hadisi şerifi vardır. Efendimiz      şöyle buyuruyor.&#8221; Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın&#8221; ( Ebu      Davut, Melahim: 8 ) Araplar Hicri 4 asırda müslümanlarla temas kurdular. Bu      temaslar sonucunda Türkler müslüman oldu ve asırlar boyunca İslâm&#8217;ın      bayraktarlığını yaptılar.</p>
<p class="MsoNormal"><span id="more-17"></span><br />
Bu konuda  yanlışlıklara kaynak teşkil eden husus ise Kaşkarlı Mahmud&#8217;un Divanu Lugatti&#8217;t-Türk  isimli kitabında hadis-i kutsi diye bilinen uydurma hadislerdir. Bunlardan bir  tanesi&#8221; Ulu Allah buyuruyor: Benim Türk adını verdiğim ve doğuda iskan ettiğim,  bir takım askerlerim vardır ki, her hangi bir kavme karşı gazaba gelecek  olursam, o Türk askerlerimi o kavmin üstüne gönderirim&#8221;</p>
<p class="MsoNormal">        Yukarıdaki sorunun  ikinci şıkkına geçecek olursak İslam, Milliyetçiliği müspet (iyi) menfi ( kötü)  olarak ikiye ayırmıştır. Kötü milliyetçilik, ırka dayalı olanıdır. Hakka hukuka  bakmadan kendi milletinden olana suçlu bile olsa taraf olma menfi, ırka dayalı  milliyetçiliktir. Diğer taraftan; her millet kendi milletinin fazilet ve  hasletlerinden bahsedip onları sevebilir. İslamiyet hukuk ölçülerinin  gözetildiği böyle bir milliyetçiliği müspet milliyetçilik olarak görür. Nitekim  Efendimiz&#8217;e s. Sahabilerinden bir tanesi soruyor; &#8221; Bir kişinin kendi kavminden  birini sevmesi ırkçılık mıdır?&#8221; Efendimiz s. &#8221; Hayır, ancak kişi kavminin  zulmüne yardımcı olursa ırkçılık olur.&#8221; buyuruyor. ( İbni Mace, Fiten: <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Kur&#8217;an  Allah katında üstünlüğün ancak takva ile olduğunu belirtirken aynı zamanda  insanların kavim ve kabilelere ayrılışının hikmetini de şöyle ifade ediyor.</p>
<p class="MsoNormal">        &#8220;Ey insanlar!  Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız  için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli  olanınız, O&#8217;ndan en çok korkanınızdır.</p>
<p class="MsoNormal">        Şüphesiz Allah  bilendir, her şeyden haberdardır.&#8221; ( Hucurat- 18 ) Bu ayetlerde çok açık bir  şekilde Allah karşısında üstünlüğün takva ile olduğu belirtiliyor.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/17/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/17/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/17/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=17&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/turkler-hakkinda-hadis-var-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salavat Getirmenin Sevabı</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/salavat-getirmenin-sevabi/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/salavat-getirmenin-sevabi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:39:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimize Salavat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/salavat-getirmenin-sevabi/</guid>
		<description><![CDATA[Allah Resûlü’ne bir sahabi; ‘bütün salavatımı senin için kılıyorum’ deyince, “Bu senin hem dünya, hem de ahiret ile ilgili işlerin için kâfidir” buyurmuştur. Allah Resulüne salavat getirmek, en bereketli, en faziletli, saadeti dareyn için en faydalı ibadetlerden biridir. Hakkıyla yapılırsa sevabı da çok büyüktür. Amelleri tathir eder, hataları örter, manevi dereceleri yükseltir. İmam-ı Sehâvî, “el-Kavlu’l-bedî’ [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=16&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">Allah Resûlü’ne  							bir sahabi; ‘bütün salavatımı senin için kılıyorum’  							deyince, “Bu senin hem dünya, hem de ahiret ile  							ilgili işlerin için kâfidir” buyurmuştur. </span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">Allah Resulüne  							salavat getirmek, en bereketli, en faziletli,  							saadeti dareyn için en faydalı ibadetlerden biridir.  							Hakkıyla yapılırsa sevabı da çok büyüktür. Amelleri  							tathir eder, hataları örter, manevi dereceleri  							yükseltir.</span><span id="more-16"></span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">İmam-ı Sehâvî,  							“el-Kavlu’l-bedî’ fi’s-salât ale’l-Habîbi’ş-Şefî”  							adlı eserinde salavat getirmenin fayda ve  							sevaplarını şu şekilde sıralamıştır:<br />
1- Hataları örter, günahların bağışlanmasına vesile  							olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"><span style="font-family:Verdana;">2- Amelleri  							arındırır.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">3- Makam ve  							dereceleri yükseltir.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">4- Söyleyen kimse  							için istiğfar eder.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">5- Uhud dağı  							kadar veya ölçülerin en büyüğüyle sevap verilir.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">6- Endişe ve  							korkulardan kurtarır.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">7- Efendimizin  							şefaatini ve şahitliğini ve Allah’ın rıza ve  							rahmetini celbeder, gazabından emin kılar.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">8- Arşın  							gölgesine girmeyi sağlar.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">9- Havz, Sırat  							vb. yardımcı olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">10- Eli dar  							olanlar için sadaka yerine geçer.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">11- Meclisleri  							süsler.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">12- İtibarı  							artırır.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">13- Allah ve  							Allah Resulüne yakınlaşmayı sağlar.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">14- O bir nurdur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">15- Kalpleri  							nifak ve kirden arındır.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">16- Muhabbeti  							artırır.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">17- Sahibi  							hakkında gıybet edilmesini önler.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">18- Allah  							Resulünün rüyada görülmesine vesile olur. </span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<strong><span style="font-family:Verdana;">Daha uzunca  							sayılmış. </span></strong></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">1-Salat konusunda  							Allaha, Meleklere muvafakat edilmiş olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">2-Duaların  							kabülüne vesile olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">3-Şefaata vesile  							olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">4-Allahın  							salatına vesile olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">5-İnsanın  							unuttuğunu hatırlamasına vesile olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">6-Cimriliği  							önler.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">7-Meclisleri  							süsler.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">8-Konuşmalarda  							hitamı misk olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">9-İnsanın nurunu  							artırır, ahirette aydınlığa vesile olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">10-Sıkıntıların  							kalkmasına, devamlı bereketin yağmasına vesile olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">11-Hidayete  							vesile olur.</span></p>
<p class="sayfayazi" style="direction:ltr;text-indent:21.3pt;unicode-bidi:embed;text-align:left;"> 							<span style="font-family:Verdana;">12-Peygamberimize  							olan haklarımızın ödenmesine yardımcı olur.</span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">13-Bir duadır.  							Allahın Halili ve Habibine bir medihtir.</span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/16/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/16/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/16/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=16&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/salavat-getirmenin-sevabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salavatın Anlamı</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/salavatin-anlami/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/salavatin-anlami/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:38:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimize Salavat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/salavatin-anlami/</guid>
		<description><![CDATA[Salavat ta’zim ifade eder, demişler. Onun şanını yüceltme manasına gelir. ‘Allahım! Efendimiz’in dünyada namını yüceltip dinini hakim ve şeriatını daim kıl. Ahirette de ümmetine şefaatçi yapıp, ecir ve sevabını kat kat ver. Onun faziletini artırıp Makamı Mahmud’a erdir, şanını yücelt’ anlamına gelmektedir. Şu halde bizim salavat getirmemiz, Efendimizin Allah katındaki değerinin artması için bir dua [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=15&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Salavat ta’zim ifade eder, demişler.  					Onun şanını yüceltme manasına gelir. ‘Allahım! Efendimiz’in  					dünyada namını yüceltip dinini hakim ve şeriatını daim kıl.  					Ahirette de ümmetine şefaatçi yapıp, ecir ve sevabını kat  					kat ver. Onun faziletini artırıp Makamı Mahmud’a erdir,  					şanını yücelt’ anlamına gelmektedir.</p>
<p>Şu halde bizim salavat getirmemiz, Efendimizin Allah  					katındaki değerinin artması için bir dua niteliği  					taşımaktadır. Bununla biz de Allah’a yakın olmaya çalışırız.  					Fakat hangi şeyin onun makamını yücelteceğini de bilemeyiz.  					Bunu Rabbimiz bilir. İşte bu acziyetimiz nedeniyledir ki,  					biz yüce Rabbimizden Efendimize salat etmesini ve indinde  					onun değer ve faziletini ve kurbetini artırımasını  					dualarımızla taleb ediyoruz.</p>
<p><span id="more-15"></span>El-Hamîmî gibi bazı ilim adamları, Allah Resûlüne salavat  					getirmenin ‘imanın şubelerinden biri’ olduğunu  					belirtmişlerdir. El-Hamîmî devamla şunları söylemiştir:  					‘Allah Resûlünü sevmek ve ona bir kölenin efendisine, bir  					çocuğun babasına gösterdiği saygı ve hürmetin kat kat  					üstünde saygı ve hürmet göstermek boynumuzun borcudur.’  					Sahabenin ona olan saygı ve hürmetine bakınca insan, bizim  					daha fazla ta’zim ve saygıda bulunmamız gerektiğini anlar.</p>
<p>Melekler bizim gibi kullukla, tevhidle ve bizim şeriatımızla  					mükellef olmamalarına rağmen, efendimize sas salatı selam  					getirerek Allah’a yakınlaşmaya çalışmaları, bu konuda  					sorumlu olan bizleri, daha fazla gayrete teşvik etmeli.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/15/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/15/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/15/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=15&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/salavatin-anlami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum (M. Fethullah Gülen)</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-m-fethullah-gulen/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-m-fethullah-gulen/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:29:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kutlu Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlid Kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-m-fethullah-gulen/</guid>
		<description><![CDATA[M. Fethullah Gülen, Sızıntı, Ekim 1991, Cilt 13, Sayı 153 İnsanlığın iftihar Tablosu&#8217;nun doğumu, topyekûn insanlığın da yeniden doğumu sayılır. O&#8217;nun dünyayı şereflendireceği güne kadar akın karadan, gecenin gündüzden, gülün de dikenden farkı yoktu; dünya âdetâ umumî bir mâtemhâne, varlık da tıpkı bir kaostu.. O&#8217;nun eşyanın yüzüne çaldığı nur sayesinde, zulmet ziyâdan ayrıldı, geceler gündüze [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=14&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td>
<p class="sayfayazi"><span class="source21"><strong>M.  							Fethullah Gülen, Sızıntı, Ekim 1991, Cilt 13, Sayı  							153</strong></span><strong><br />
</strong><br />
İnsanlığın iftihar Tablosu&#8217;nun doğumu, topyekûn  							insanlığın da yeniden doğumu sayılır. O&#8217;nun dünyayı  							şereflendireceği güne kadar akın karadan, gecenin  							gündüzden, gülün de dikenden farkı yoktu; dünya  							âdetâ umumî bir mâtemhâne, varlık da tıpkı bir  							kaostu.. O&#8217;nun eşyanın yüzüne çaldığı nur sayesinde,  							zulmet ziyâdan ayrıldı, geceler gündüze kalboldu;  							kâinat kelime kelime; cümle cümle, fasıl fasıl  							okunur bir kitap haline geldi.. ve her şey âdetâ  							yeniden dirildi ve gerçek değerini buldu.</p>
<p class="sayfayazi">&nbsp;</p>
</td>
<td valign="top"><strong> 							<img src="http://www.hz-muhammed.net/site/images/mescidiaksa.jpg" border="0" height="300" width="221" /></strong></td>
</tr>
</table>
<p class="sayfayazi"><span id="more-14"></span>Evet, O&#8217;nun yeryüzünü şereflendirmesi; kâinat çapında bir vak&#8217;a ve yer-gök adına en büyük bir hâdise olduğu gibi, aynı zamanda insanlığın da yeniden dirilişi sayılır. O, elindeki, cihanları aydınlatan, o nûrefşân mesajıyla, dünyayı yeniden göklere göre tanzim edeceği, varlığın perde arkası hakikatlarına tercüman olacağı, eşya ve hâdiselere yeni tefsir ve yeni yorumlar getireceği güne kadar varlık bütünüyle manâsız, ruhsuz, birbirinden kopuk ve birbirine yabancı gibiydi; cansızlar âdetâ, abesler resm-i geçidinde birer figür, canlılar &#8220;natürel seleksiyon&#8221;un dişleri arasında ve her gün başka bir ölüm ağında.. bu kara yalnızlıkta insanlar ise, her an başka bir ayrılıkla inleyen birer yetim, birer mazlum, birer mağdur vaziyetindeydi. O&#8217;nun neşrettiği nûr sayesinde birden bire karanlıkların büyüsü bozuldu, şeytanlar bozguna uğradı ve dalâletler gidip gayyâyı boyladı.. eşyanın mahiyeti değişti; tahripler tamire dönüştü, inkırâzlar da onarım hazırlığı şekline girdi.. dünya üzerindeki konup-göçmeler, gelip-gitmeler birer resm-i geçit halini aldı; doğumlar birer toy-düğün, ölümler de birer &#8220;şeb-i arûs&#8221; oldu.</p>
<p class="sayfayazi">O&#8217;nun ışığı başlarımızı okşamaya  					başladığı günden itibaren, ruhlarımızda &#8220;ebedî yok olma&#8221;nın  					te&#8217;siri kırıldı; hicranla çarpan sînelere dost ikliminden  					vuslat muştuları geldi-ulaştı. Bütün bir insanlık olarak biz  					hepimiz, O&#8217;nun gönüllerimize üflediği hayat sayesinde  					kendimizi idrak edip eşya ile münâsebete geçebildik..  					özümüzdeki cevherleri değerlendirip, benliğimizdeki  					sonsuzluk buudunu sezebildik. O olmasaydı, ne ruhumuzdaki bu  					derinlikleri kavrayabilir ne de kabirden geçip sonsuzluğa  					uzayan bu yolu ve bu yolculuğu bu kadar şirin görebilirdik.  					Gönüllerimize aşk u heyecan salan O, gözlerimize ışıklar  					çalan O ve bizleri ebedler ülkesine seyahata hazırlayan da  					yine O&#8217;dur.</p>
<p class="sayfayazi">O, bu uzun ve sırlı yolculukta  					bulunduğumuz sâhil itibariyle, bizim için bir kaptan ve  					rehnümâ, varacağımız âlem itibariyle de bir mihmandâr ve  					şefaatçı ise, bizim de O&#8217;na karşı bir kısım  					sorumluluklarımız vardır ve bu mevzûda lâkayd kalmamız da  					mümkün değildir. Ama, ne gariptir ki, bizler asırlardan beri  					bu ışık insan ve O&#8217;nun nurlu mesajına karşı hep lâkayd  					kalmışızdır.. lâkayd kalmak bir yana çok defa saygısız  					davranmışızdır&#8230;</p>
<p class="sayfayazi">Vâkıâ, dar bir dairede ve belli ölçüler  					içinde, merasim türünden bir mevlit, birkaç paket şeker ve  					birkaç şişe güllâpla.. bazen de birkaç ses sanatkârı ve  					birkaç ilâhîci ile velâdeti tes&#8217;îd etmeye, O&#8217;nunla  					irtibatımızı ortaya koymaya çalışmışızdır; ama, bunlar  					kat&#8217;iyyen O&#8217;nun büyüklüğüyle orantılı olmamıştır; orantılı  					olmak şöyle dursun, O&#8217;nun kapıkullarına gösterilen saygı ve  					ihtiram seviyesine bile ulaşılamamıştır. Hele Hz. Mesih&#8217;in  					doğum günü veya şöyle-böyle O&#8217;nunla alâkalı gösterilen noel,  					paskalya ve daha başka yortu ve karnavallar seviyesinde bir  					neş&#8217;e ve cûşişin yaşanması kat&#8217;iyyen söz konusu  					olmamıştır&#8230;</p>
<p class="sayfayazi">Bu mevzûda yapılması teklif edilen  					şeylerin &#8220;ef&#8217;âl-i mükellefîn&#8221; arasında yeri olmadığı  					muhakkak; kimse de böyle bir iddiada bulunamaz. Ancak, acaba  					bu Kutlu Doğum&#8217;u O&#8217;nun nûrefşan mesajı adına daha derince,  					daha içten ve daha ciddî olarak değerlendiremez miyiz?</p>
<p class="sayfayazi">Hz. İsa ile alâkalı günler, halkı  					hıristiyan olsun-olmasın, hemen her ülkede âdetâ neş&#8217;e,  					sevinç kıyametleriyle kutlanır; haftalarca, hatta aylarca  					her mahfilde sözler, muhâvereler hep o istikâmette cereyan  					eder.. her tarafa O&#8217;nun adına tebrikler, hediyeler yağar..  					hediye ve tebrik teâtisi, o günlerde postanelerin biricik  					işi hâline gelir. Telefonlar, sürekli O&#8217;nun namına zil  					çalar, âhizeler O&#8217;nun nâmına konar-kalkar.. dörtbir yan  					kandillerle süslenir; çarşı-pazar renklerle-ışıklarla  					kahkaha atar.. evler bir arı kovanı gibi, O&#8217;na ait  					duygularla uğuldar, mabetler O&#8217;na ait neşîdelerle inler.. ve  					her gece, âdetâ şehrâyinler gibi büyüleyici ve başdöndürücü  					olarak geçer.</p>
<p class="sayfayazi">Gerçi, bu karmakarışık karnavallarda  					çoğu kimse ne yaptığını bilemez ve neden, çoğu maskaralık  					olan bu işlerin içine girdiğini fark edemez. Ama, yine de o  					günleri her saat ve her dakikası ile dinî bir vecd içinde ve  					ne yaptığının şuurunda olan bir sürü insan vardır.</p>
<p class="sayfayazi">Ne olursa olsun Hz. Mesîh&#8217;e ait gün ve  					geceler o kadar insanlığa mâl olmuştur ki,  					bilerek-bilmeyerek herkes kendini o acayip törenler içinde  					bulur; ibadet, eğlence veya maskaralık, hıristiyanlarla aynı  					duyguları paylaşır, aynı hislerle yatar-kalkar.. hatta çam,  					çınar devirir, hindi parçalar, şampanya patlatır ve  					kör-kütük sarhoş olup sokaklara dökülür&#8230;</p>
<p class="sayfayazi">Mübeccel velâdetin böyle eğlenceli,  					cümbüşlü kutlanmasını ve mübârek İslâm Dini&#8217;nin de bir  					karnavala çevrilmesini ne biz ne de başkası arzu etmez..  					zaten bunu yapmaya da kimsenin gücü yetmez. Ancak, yalancı  					ve riyakâr bir dünyanın, koskocaman insanlık âlemini nasıl  					bir iğfal ağına aldığını gördükçe, &#8220;neden acaba İslâm  					Dünyası, aynı zamanda kendi velâdeti de sayılan  					Rebî&#8217;ul-evveli, Rebî&#8217;ul-evvelle gelen &#8220;Nevrûz-ı Sultanîyi&#8221;  					ve o günle gelen insanlığın kurtuluşunu aynı heyecan, aynı  					cûşiş içinde tes&#8217;îd etmez&#8221; diye hayıflanıyor ve kendi  					kendimizi sorguluyoruz.</p>
<p class="sayfayazi">Yukarıda serd edilen mülâhazalardan,  					Seyyidina Hz. Mesîh ve arkasındakileri tezyîf manâsı da  					çıkarılmamalıdır. Biz Müslümanların Hz. İsa&#8217;ya karşı  					saygımız sonsuz olduğu gibi, O&#8217;nun getirdiği mesajın,  					bugünkü batı medeniyetinin önemli bir rüknü olduğunda da  					şüphemiz yoktur. Evet, tarihçilerin ve medeniyet  					felsefecilerinin de ifade ettikleri gibi, eğer Hz. İsa ve  					O&#8217;nun getirdiği ruh ve manâ olmasaydı, batı medeniyeti  					hiçbir zaman vücud bulamazdı; zira onun bir esası Grek  					düşüncesi (Matematik düşünce) diğer bir esası Roma hukuku  					olduğu gibi, önemli bir rüknü de gerçek manâsıyla hristiyan  					dinidir. Şu hususu da önemle kaydetmek icab eder ki, eğer  					insanlığın medâr-ı fahri Hz. Muhammed (sav) ve O&#8217;nun nurlu  					mesajı olmasaydı, İslâm Medeniyeti olmazdı.. İslâm  					medeniyeti olmayınca da batı &#8220;uygarlığı&#8221; doğmazdı.</p>
<p class="sayfayazi">Evet, eğer İslâm, o yumuşak, o  					müsamahakâr, o sımsıcak, o ilme açık ve tefekkürü  					ödüllendiren semâvî renkleri ile batı yamaçlarında  					tüllenmeseydi.. ve eğer onuncu asırdan itibaren İslâm  					âlimleri ve bu arada Türk düşünürleri, greko-latin kültürünü  					Avrupa&#8217;ya taşıyıp, Avrupalıya tanıtmasalardı, batı hâlâ orta  					çağları yaşıyor olacaktı. Zaten, matematik, fizik, kimya,  					astronomi, hendese ve tababet gibi ilim dallarının doğulu ve  					İslâm alaşımlı olduğunda kimsenin şüphesi yok. Bizim  					dünyamızda medeniyet adına her şeyi batılı görmeye kendini  					şartlandırmış bir kısım müstağripler kabul etmeseler de,  					batı medeniyeti, hali hazırdaki yerini alabilmesi ve modern  					şekliyle var olabilmesi için, Hz. Mesih&#8217;ten sonra tam altı  					asır daha bekleme mecburiyetindeydi.. bekledi, İslâm&#8217;la  					karşılaştı.. bu karşılaşmayı tam değerlendirdi veya  					değerlendiremedi, o ayrı mes&#8217;ele; ama ondan mutlaka  					müteessir oldu, çok yararlandı ve geleceğini onun ışığında  					dizayn etti.</p>
<p class="sayfayazi">Evet, batı, İslâm medeniyetine esas  					teşkil edecek olan prensipleri benimsemese bile ondan  					aldığı, alıp değerlendirdiği ve bu arada İslâm&#8217;ın ona tedayi  					ettirdiği pek çok şey vardır.. ve bunlar yeni batı kafası ve  					yeni batı düşüncesinin teşekkülünde, tahminler üstü te&#8217;sir  					icra etmişlerdi&#8230;</p>
<p class="sayfayazi">Bu itibarla diyebiliriz ki:</p>
<p class="sayfayazi"><strong>&#8220;Dünya neye mâlikse O&#8217;nun vergisidir  					hep,<br />
Medyûn O&#8217;na cemiyeti, medyûn O&#8217;na ferdi;<br />
Medyûndur O masuma bütün bir beşeriyet,<br />
Yâ Rab, mahşerde bizi bu ikrar ile haşret!&#8221;</strong><br />
<em>M. Akif</em></p>
<p class="sayfayazi">Asırlar var ki, topyekûn insanlığın  					medyûn bulunduğu bu Zât&#8217;ı, kendi kâmet-i kıymetine uygun bir  					velâdet günü, velâdet haftası, velâdet ayı, ile tes&#8217;îd  					edemedik.. tes&#8217;îd etmek bir yana, O&#8217;nun kapı kullarına  					gösterilen alâka ölçüsünde O&#8217;na karşı tazimde bulunamadık.  					Aylar, yıllar ve asırlar boyu O&#8217;nun için şehrâyinler tertip  					edilse, her gece O&#8217;nun için yüzlerce, binlerce neşîdeler  					söylense, yine O&#8217;nun hakkı ödenemez ve O&#8217;nun için bir şeyler  					yapıldığı söylenemez. Ne var ki, &#8220;Sultan&#8217;a sultanlık, gedâya  					da gedâlık yaraşır&#8221; düşüncesinden hareketle, &#8220;hiçbir şey  					yapmamaktansa, az dahi olsa mümkün olanı yapmak daha iyidir&#8221;  					diyor ve &#8220;Ebedî Risalet Sempozyumu&#8221; gibi konferansların her  					sene ayrı bir ülkede icra edilmesini.. ve belli bir zaman  					diliminin bu işe tahsisini.. ve mümkünse önümüzdeki yılın  					-tabiî O&#8217;nun dünyasında, sadece O&#8217;na bir yıl tahsis etmenin  					ne denli bir cimrilik ve vefasızlık olduğunu ruhlarımızda  					duymanın ezikliği, ârı ve hicabıyla- &#8220;Hz. Muhammed (sav)  					Yılı&#8221; olarak ilânını teklif ediyoruz.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/14/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/14/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/14/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=14&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-m-fethullah-gulen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.hz-muhammed.net/site/images/mescidiaksa.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum Haftasında Gül Dağıtma Meselesini Nasıl Değerlendiriyorsunuz?</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-haftasinda-gul-dagitma-meselesini-nasil-degerlendiriyorsunuz/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-haftasinda-gul-dagitma-meselesini-nasil-degerlendiriyorsunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:25:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kutlu Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-haftasinda-gul-dagitma-meselesini-nasil-degerlendiriyorsunuz/</guid>
		<description><![CDATA[Mevlid-i şerif kutlamalarının, Hazreti İsa&#8217;nın viladetinden dolayı yapıldığı söylenen kutlamalara bir reaksiyon olarak ortaya konmasından endişe ediyorum. “Sizin paskalya bayramınınız, yılbaşınız varsa, bizim de Kutlu Doğum haftamız var” şeklindeki bir bayağı yaklaşıma girilmesinden korkuyorum. Aynen öyle de, “Bazı insanlar zeytin dalı uzatıyorlar, biz de gül dağıtalım” diyerek böyle bir işe kalkışılıyorsa, bunu da tasvip etmiyorum. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=13&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mevlid-i şerif kutlamalarının, Hazreti  					İsa&#8217;nın viladetinden dolayı yapıldığı söylenen kutlamalara  					bir reaksiyon olarak ortaya konmasından endişe ediyorum.  					“Sizin paskalya bayramınınız, yılbaşınız varsa, bizim de  					Kutlu Doğum haftamız var” şeklindeki bir bayağı yaklaşıma  					girilmesinden korkuyorum. Aynen öyle de, “Bazı insanlar  					zeytin dalı uzatıyorlar, biz de gül dağıtalım” diyerek böyle  					bir işe kalkışılıyorsa, bunu da tasvip etmiyorum.<span id="more-13"></span></p>
<p>Aslında gül, İslâm dünyasında, bilhassa Anadolu insanları  					arasında Peygamber Efendimize alem olagelmiştir.  					Edebiyatımızda gül, Sevgili&#8217;nin, İnsanlığın İftihar  					Tablosu&#8217;nun remzidir. Rivayet olunur ki, Mi&#8217;rac Gecesi,  					Allah Rasûlü&#8217;nün (aleyhi ekmelü&#8217;t-tehâyâ) mübarek terleri  					yeryüzüne düşmüş ve düştüğü yerde de kırmızı gül  					bitivermiştir. Halk arasında böyle bilinmiş ve inanılmıştır.  					Bu rivayetin aslı varsa, şahsen böyle bir şeyin  					olabileceğine inanırım; Efendimiz&#8217;in terinden değil gül  					bitmesi, ırmaklar bile fışkırabilir; ama aslı yoksa, o türlü  					şeylere bir keramet elbisesi giydirmemek lazım. Fakat, o  					rivayetin aslı olsa da olmasa da, Mevlid Kandili&#8217;nde  					müslümanların gül hediye etmelerinin altında “Gül, Muhammed  					(sallallahu aleyhi ve sellem) teridir.” anlayışı olduğunu  					zannediyorum. Şahsen, bu şekilde gül dağıtılmasına bütün  					bütün karşı değilim ama meseleyi “zeytin dalına karşı gül”  					şeklinde ele alarak bir reaksiyon haline getirmeyi de uygun  					bulmuyorum.</p>
<p>Kanaat-i acizanemce, meseleler reaksiyona bağlanmamalı,  					başka ve yeni şeyler bulunmalı. Senenin değişik günlerinde  					bir aşure dağıtma, bir kitap hediye etme, kurban etinden bir  					parça verme ve bir gösterinin içine Efendimizle alâkalı bazı  					şeyleri de katarak insanlara cazip gelen bir usulle İlahî  					mesajı ulaştırma gibi yollar bir iki sene faydalı olabilir.  					Fakat, zamanla bunlar da cazibesini yitirir ve birkaç sene  					sonra sevimsiz olmaya başlar. Öyleyse, sonraki seneler için  					daha farklı metodlar bulmak, asıl itibarıyla taze ve diri  					olan meseleleri üslupsuzluğa kurban vermemek için alternatif  					espriler ortaya koymak gerekir. Mesela; Efendimiz&#8217;e arz  					edebileceğimiz en güzel hediyeler, aynı zamanda bizim için  					de şefaat vesilesi olan salât ü selamlardır ya da O&#8217;nun  					mübarek sözlerini öğrenip başkalarına da öğretmektir. Bir  					yerde arkadaşlarımızın yaptığı gibi, “cevâmi&#8217;ül-kelim”den  					kırk kadar hadis-i şerif seçilip kitapçık halinde veya küçük  					kartlara yazılmış olarak hediye edilebilir. Bu sene şu  					hadisleri seçersiniz; gelecek sene de bir başka kırk hadisi  					hediye edersiniz. Onları verirken de “Bu armağanı vermemizin  					bedeli, bir sene içinde bu kırk tane hadisin  					ezberlenmesidir.” dersiniz. Böylece, her sene, her ay, her  					gün yepyeni olan İnsanlığın İftihar Tablosu için taptaze  					hediyeler sunmuş olursunuz.</p>
<p>Evet, gül dağıtmanın tamamen karşısında olduğumu söylemek  					istemiyorum; fakat onun reaksiyoner bir tavır olduğunu da  					ifade etmeliyim. Gül verme ve zeytin dalı uzatma gibi şeyler  					İslâm kültüründe yoktur. Bizim kültürümüzün temel kanakları  					Kitap, Sünnet, icma-yı ümmet ve kıyas-ı fukaha gibi  					esaslardır. Bizim, bunlara bakmamız ve bunlarla işaret  					edilen yollarda yürümemiz gerekir. Yoksa, yapıp ettiklerimiz  					kendi yakıştırmalarımız olmaktan öteye geçemez.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/13/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/13/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/13/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=13&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-haftasinda-gul-dagitma-meselesini-nasil-degerlendiriyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimizin (sav) Doğum Haftası Münasebetiyle</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/peygamber-efendimizin-sav-dogum-haftasi-munasebetiyle/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/peygamber-efendimizin-sav-dogum-haftasi-munasebetiyle/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:24:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kutlu Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/peygamber-efendimizin-sav-dogum-haftasi-munasebetiyle/</guid>
		<description><![CDATA[Vâkıâ, dar bir dairede ve belli ölçüler içinde, merasim türünden bir mevlit, birkaç paket şeker ve birkaç şişe güllâpla.. bazen de birkaç ses sanatkârı ve birkaç ilâhîci ile velâdeti tes&#8217;îd etmeye, O&#8217;nunla irtibatımızı ortaya koymaya çalışmışızdır; ama, bunlar katiyen O&#8217;nun büyüklüğüyle orantılı olmamıştır; orantılı olmak şöyle dursun, O&#8217;nun kapıkullarına gösterilen saygı ve ihtiram seviyesine bile [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=12&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vâkıâ, dar bir dairede ve belli ölçüler  					içinde, merasim türünden bir mevlit, birkaç paket şeker ve  					birkaç şişe güllâpla.. bazen de birkaç ses sanatkârı ve  					birkaç ilâhîci ile velâdeti tes&#8217;îd etmeye, O&#8217;nunla  					irtibatımızı ortaya koymaya çalışmışızdır; ama, bunlar  					katiyen O&#8217;nun büyüklüğüyle orantılı olmamıştır; orantılı  					olmak şöyle dursun, O&#8217;nun kapıkullarına gösterilen saygı ve  					ihtiram seviyesine bile ulaşılamamıştır. Hele Hz. Mesih&#8217;in  					doğum günü veya şöyle-böyle O&#8217;nunla alâkalı gösterilen noel,  					paskalya ve daha başka yortu ve karnavallar seviyesinde bir  					neş&#8217;e ve cûşişin yaşanması katiyen söz konusu olmamıştır&#8230; 					<span id="more-12"></span><br />
Bu mevzûda yapılması teklif edilen şeylerin &#8220;ef&#8217;âl-i  					mükellefîn&#8221; arasında yeri olmadığı muhakkak; kimse de böyle  					bir iddiada bulunamaz. Ancak, acaba bu Kutlu Doğum&#8217;u O&#8217;nun  					nûrefşan mesajı adına daha derince, daha içten ve daha ciddî  					olarak değerlendiremez miyiz?</p>
<p>İnsanlığın iftihar tablosunun doğumu, topyekûn insanlığın da  					yeniden doğumu sayılır. O&#8217;nun dünyayı şereflendireceği güne  					kadar akın karadan, gecenin gündüzden, gülün de dikenden  					farkı yoktu; dünya âdetâ umumî bir mâtemhâne, varlık da  					tıpkı bir kaostu.. O&#8217;nun eşyanın yüzüne çaldığı nur  					sayesinde, zulmet ziyâdan ayrıldı, geceler gündüze kayboldu;  					kâinat kelime kelime; cümle cümle, fasıl fasıl okunur bir  					kitap haline geldi.. ve her şey âdetâ yeniden dirildi ve  					gerçek değerini buldu.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/12/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/12/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/12/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=12&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/peygamber-efendimizin-sav-dogum-haftasi-munasebetiyle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum Münasebetiyle Efendimizi Tanıtmak İçin Ne Yapabiliriz?</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-munasebetiyle-efendimizi-tanitmak-icin-ne-yapabiliriz/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-munasebetiyle-efendimizi-tanitmak-icin-ne-yapabiliriz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:20:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kutlu Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-munasebetiyle-efendimizi-tanitmak-icin-ne-yapabiliriz/</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Kutlu Doğum münasebetiyle gerek Türkiye&#8217;de, gerekse yurt dışında Peygamber Efendimiz&#8217;i (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât) daha geniş kitlelere duyurma adına neler yapabiliriz? Bu konuda ifrat ve tefrite girmemek için bir kutlama çerçevesi belirlemek mümkün müdür? Allah Rasûlü&#8217;nün (aleyhissalâtü vesselam) doğumu ve yeryüzünü şereflendirmesi insanlığın yeniden dirilişi sayılır; O&#8217;nun doğduğu gün de bizim için bir kutlu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=11&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="sayfayazi"> 																			<strong> 																			Soru:  																			Kutlu  																			Doğum  																			münasebetiyle  																			gerek  																			Türkiye&#8217;de,  																			gerekse  																			yurt  																			dışında  																			Peygamber  																			Efendimiz&#8217;i  																			(aleyhi  																			efdalüssalavât  																			ve  																			ekmelüttahiyyât)  																			daha  																			geniş  																			kitlelere  																			duyurma  																			adına  																			neler  																			yapabiliriz?  																			Bu  																			konuda  																			ifrat  																			ve  																			tefrite  																			girmemek  																			için  																			bir  																			kutlama  																			çerçevesi  																			belirlemek  																			mümkün  																			müdür?</strong><span id="more-11"></span></p>
<p class="sayfayazi"> 																			Allah  																			Rasûlü&#8217;nün  																			(aleyhissalâtü  																			vesselam)  																			doğumu  																			ve  																			yeryüzünü  																			şereflendirmesi  																			insanlığın  																			yeniden  																			dirilişi  																			sayılır;  																			O&#8217;nun  																			doğduğu  																			gün  																			de  																			bizim  																			için  																			bir  																			kutlu  																			bayramdır.  																			Çünkü,  																			biz,  																			Rabbimizi  																			O&#8217;nunla  																			tanıdık.  																			Nimete  																			minnet  																			ve  																			şükran  																			duygusunu  																			O&#8217;ndan  																			öğrendik.  																			Yaratan  																			ve  																			yaratılan  																			arasındaki  																			ilişkileri,  																			kul  																			ve  																			Mâbud  																			münasebetlerini  																			O&#8217;nun  																			mesajlarıyla  																			duyup  																			anladık.  																			O&#8217;nun  																			ortaya  																			koyduğu  																			yorumlar  																			sayesinde,  																			kâinat,  																			muhtevalı  																			ve  																			okunaklı  																			bir  																			kitaba  																			dönüştü..  																			eşya  																			ve  																			hâdiseler  																			de,  																			âdeta  																			Hakk&#8217;ı  																			söyleyen  																			ve  																			Hakk&#8217;a  																			çağıran  																			birer  																			bülbül  																			kesildi..</p>
<p class="sayfayazi"> 																			O&#8217;nun  																			gelişiyle,  																			yaslı  																			çehrelerdeki  																			keder  																			çizgilerinin  																			yerini  																			en  																			içten  																			tebessüm  																			emareleri  																			aldı..  																			O&#8217;nun  																			ışığı  																			başlarımızı  																			okşamaya  																			başladığı  																			günden  																			itibaren,  																			&#8220;ebedî  																			yokluk&#8221;  																			korkusunun  																			ruhlarımızdaki  																			te&#8217;siri  																			kırıldı;  																			sonsuzluk  																			isteyen  																			sînelerimize  																			dost  																			ikliminden  																			vuslat  																			muştuları  																			gelip  																			ulaştı.  																			Evet,  																			bir  																			insanın  																			ötelere  																			imanla  																			gitmesi  																			ve  																			Cennet&#8217;e  																			ehil  																			hale  																			gelmesi  																			onun  																			adına  																			bir  																			bayramdır.  																			Getirdiği  																			mesaj  																			vesilesiyle  																			bütün  																			varlığın  																			çehresine  																			nur  																			saçan,  																			nazarları  																			ahiret  																			yamaçlarına  																			çevirerek  																			topyekün  																			insanlığa  																			Cennet  																			ve  																			Cehennem&#8217;i  																			tanıtan  																			ve  																			ebedî  																			saadet  																			yollarını  																			aydınlatan  																			Allah  																			Rasûlü&#8217;nün  																			(aleyhi  																			ekmelü&#8217;t-tehâyâ)  																			doğumu  																			ise,  																			bütün  																			insanlığın  																			ve  																			kâinatın  																			bayramıdır.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Fakat,  																			acaba  																			biz,  																			bütün  																			insanlığa  																			bir  																			kurtuluş  																			fermanı  																			getiren  																			Habîb-i  																			Ekrem  																			Efendimizi  																			kendi  																			büyüklüğü  																			ölçüsünde  																			sevebildik  																			mi?  																			O&#8217;nu  																			gereğince  																			tanıyıp  																			başkalarına  																			da  																			tanıtabildik  																			mi?  																			“Kutlu  																			Doğum”  																			dediğimiz  																			mevlid-i  																			şerifi,  																			O&#8217;nunla  																			irtibatımızı  																			ortaya  																			koyma  																			adına  																			gerektiği  																			gibi  																			değerlendirebildik  																			mi?  																			Zannediyorum,  																			bu  																			sorulara  																			“evet”  																			cevabı  																			vermemiz  																			zordur.  																			Gerçi,  																			şimdiye  																			kadar,  																			merasim  																			türünden  																			çok  																			mevlit  																			okumuş/okutmuşuzdur;  																			birkaç  																			ses  																			sanatkârı  																			ve  																			birkaç  																			ilâhîci  																			ile  																			o  																			geceye  																			bir  																			nağme  																			katmışızdır;  																			birkaç  																			paket  																			lokum  																			ve  																			birkaç  																			şişe  																			gülsuyuyla  																			gönüller  																			almışızdır  																			ama  																			maalesef  																			bunlar  																			kat&#8217;iyen  																			O&#8217;nun  																			büyüklüğüne  																			yaraşır  																			şekilde  																			ve  																			O&#8217;na  																			karşı,  																			sevgi,  																			vefâ,  																			sadakat  																			duygularını  																			coşturacak  																			seviyede  																			olmamıştır.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Tabiî  																			ki,  																			bu  																			mevzûda  																			yapılması  																			teklif  																			edilen  																			şeyler  																			&#8220;ef&#8217;âl-i  																			mükellefîn&#8221;  																			arasında  																			değildir.  																			Yani,  																			Kutlu  																			Doğum&#8217;la  																			alâkalı  																			olan  																			faaliyetler  																			farz,  																			vacip  																			ve  																			sünnet  																			gibi  																			yapılması  																			dinen  																			istenen  																			sorumluluklar  																			kategorisinde  																			mütalaa  																			edilemez.  																			Ancak,  																			o  																			mübarek  																			gün  																			ve  																			geceler  																			münasebetiyle  																			bir  																			kere  																			daha  																			Efendimiz&#8217;i  																			(sallallahu  																			aleyhi  																			ve  																			sellem)  																			yâd  																			etme,  																			O&#8217;nun  																			viladetini  																			hatırlama  																			ve  																			nûrefşan  																			mesajını  																			anlayıp  																			başkalarına  																			da  																			anlatmaya  																			çalışma  																			çok  																			değişik  																			hayırlara  																			vesile  																			olabilir.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			<strong> 																			Aşk  																			Şiirleri</strong></p>
<p class="sayfayazi"> 																			Mevlid  																			programları  																			son  																			senelerde  																			“Kutlu  																			Doğum”  																			adı  																			altında  																			yapılsa  																			da  																			aslında  																			yeni  																			değildir  																			ve  																			menşei  																			çok  																			eskilere  																			dayanmaktadır.  																			Mevlid  																			merasimi  																			ilk  																			defa,  																			Fatımîler  																			tarafından  																			Mısır&#8217;da  																			tertip  																			edilmiştir.  																			Fakat,  																			genel  																			kabule  																			göre,  																			ehl-i  																			sünnet  																			çizgisi  																			içerisinde  																			mütalaa  																			edebileceğimiz  																			ilk  																			mevlid  																			programını,  																			Selahaddin  																			Eyyubî&#8217;nin  																			eniştesi  																			Muzafferuddin  																			Gökbörü  																			düzenlemiştir.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Peygamber  																			Efendimizi  																			övmek  																			ve  																			O‘nun  																			şefâatine  																			nail  																			olmak  																			maksadıyla  																			Rasûl-ü  																			Ekrem  																			hayattayken  																			bile  																			şiirler  																			yazılmış,  																			kasideler  																			söylenmiştir.  																			Meselâ  																			Ka&#8217;b  																			b.  																			Züheyr,  																			İnsanlığın  																			İftihar  																			Tablosu&#8217;nun  																			huzurunda  																			O&#8217;nu  																			övmüş  																			ve  																			Allah  																			Rasûlü  																			tarafından  																			tebrik  																			edilmiş,  																			teşvik  																			görmüştür.  																			Hassan  																			bin  																			Sabit  																			de  																			şiirleriyle  																			iltifata  																			mazhar  																			olmuştur.  																			İmam  																			Busayri&#8217;nin  																			Kaside-i  																			Bür&#8217;e  																			adlı  																			aşk  																			ve  																			heyecan  																			dolu  																			şiiri  																			de  																			elden  																			ele,  																			dilden  																			dile  																			dolaşmıştır.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Daha  																			sonraki  																			dönemlerde  																			de,  																			Müslüman  																			şairlerin  																			hemen  																			hepsi  																			na&#8217;tlar  																			yazmışlardır.  																			Fuzulî,  																			Nefî,  																			Naîmî,  																			Nâbî,  																			İshak  																			Efendi  																			ve  																			Şeyh  																			Galip  																			na&#8217;t  																			denince  																			ilk  																			akla  																			gelen  																			Peygamber  																			aşıklarıdır.  																			Ayrıca,  																			Rasûlullah&#8217;ın  																			(aleyhi  																			ekmelü&#8217;t-tehâyâ)  																			doğumunu  																			ve  																			hayatını  																			medh  																			ü  																			senâ  																			eden  																			ve  																			“Mevlid”  																			adını  																			taşıyan  																			çok  																			eser  																			kaleme  																			alınmıştır.  																			Alvar  																			İmamı&#8217;nın  																			da  																			bir  																			mevlidi  																			vardır;  																			çocukluğumuzda  																			biz  																			hep  																			onu  																			okurduk.  																			Bir  																			bahisten  																			diğerine  																			geçerken  																			de  																			Silsile-i  																			Şerif&#8217;inde  																			yer  																			alan  																			ve  																			“Allahım,  																			lütuf  																			ve  																			inayet  																			yağmurlarını  																			bizim  																			üzerimize  																			de  																			yağdır;  																			sadece  																			seçkin  																			kullarını  																			içeri  																			aldığın  																			dergahının  																			kapısını  																			bizim  																			için  																			de  																			aç,  																			bizi  																			de  																			haremine  																			al”  																			manasına  																			gelen  																			“İlâhî  																			ez-kerem  																			ber-mâ  																			kerem-kün  																			/  																			Kabûl-i  																			bâb-ı  																			dergâh-ı  																			harem-kün”  																			beytini  																			tekrar  																			ederdik.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Bildiğiniz  																			gibi,  																			mevlidlerin  																			Türkçe&#8217;de  																			en  																			meşhur  																			olanı  																			Süleyman  																			Çelebi&#8217;nin  																			“Vesiletü&#8217;n-Necât”  																			adlı  																			eseridir.  																			Süleyman  																			Çelebi,  																			Yıldırım  																			Beyazıt  																			zamanında  																			Divan-ı  																			Hümayûn  																			Hocası  																			olmuş,  																			sonra  																			da  																			Bursa  																			Ulu  																			Camii&#8217;nde  																			imamlık  																			yapmış  																			bir  																			hak  																			dostudur.  																			Bediüzzaman  																			hazretleri,  																			“Cenâb-ı  																			Hak  																			bu  																			âdeti  																			ebede  																			kadar  																			devam  																			ettirsin  																			ve  																			Süleyman  																			Efendi  																			gibi  																			Mevlid  																			yazanlara  																			rahmet  																			etsin,  																			yerlerini  																			Cennetü&#8217;l-Firdevs  																			yapsın.”  																			demekte;  																			Süleyman  																			Çelebi&#8217;nin  																			mevlidinin  																			kabul-u  																			âmmeye  																			mazhar  																			olduğunu  																			beyan  																			etmekte  																			ve  																			mevlid  																			hakkındaki  																			değerlendirmesini  																			şöyle  																			dile  																			getirmektedir:  																			“Mevlid-i  																			Nebevî  																			ile  																			Mi&#8217;raciyenin  																			okunması,  																			gayet  																			nâfi  																			ve  																			güzel  																			âdettir  																			ve  																			müstahsen  																			bir  																			âdet-i  																			İslâmiyedir.  																			Belki  																			hayat-ı  																			içtimaiye-i  																			İslâmiyenin  																			gayet  																			lâtîf  																			ve  																			parlak  																			ve  																			tatlı  																			bir  																			medar-ı  																			sohbetidir.  																			Belki,  																			hakaik-i  																			imaniyenin  																			ihtarı  																			için  																			en  																			hoş  																			ve  																			şirin  																			bir  																			derstir.  																			Belki,  																			imanın  																			envârını  																			ve  																			muhabbetullah  																			ve  																			aşk-ı  																			Nebevîyi  																			göstermeye  																			ve  																			tahrike  																			en  																			müheyyiç  																			ve  																			müessir  																			bir  																			vasıtadır.”</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Bütün  																			bunlardan  																			hareketle,  																			mevlid  																			ve  																			mi&#8217;raç  																			gibi  																			vesilelerle  																			Efendimiz&#8217;i  																			bir  																			kere  																			daha  																			ve  																			daha  																			engince  																			yad  																			etmenin  																			mahzuru  																			olmadığı  																			anlaşılıyor.  																			Hatta,  																			Allah  																			Rasûlü  																			kendisini  																			meth  																			edenlere  																			karşı  																			sükût  																			buyurduğundan  																			ve  																			Ka&#8217;b  																			b.  																			Züheyr  																			gibi  																			şairleri  																			tebrik  																			edip  																			onlara  																			hediye  																			verdiğinden  																			dolayı,  																			misyonu  																			itibarıyla  																			kendisini  																			medh  																			ü  																			senâ  																			ve  																			takdir  																			etmenin  																			bir  																			esas  																			olarak  																			sübût  																			bulduğuna  																			da  																			kâil  																			olunabilir.  																			Yani  																			denilebilir  																			ki,  																			o  																			sükût  																			buyurduğuna  																			ve  																			hatta  																			bazılarına  																			hediye  																			verdiğine  																			göre,  																			O&#8217;nu  																			meth  																			etmek  																			sünnet  																			ya  																			da  																			en  																			azından  																			mendub  																			(Efendimizin  																			bazen  																			işleyip  																			bazan  																			terk  																			buyurdukları,  																			selef-i  																			sâlihinin  																			de  																			sevip  																			rağbet  																			ettikleri  																			işler)  																			da  																			olabilir.  																			Öyle  																			ise,</p>
<p class="sayfayazi"> 																			“Allah  																			adın  																			zikredelim  																			evvela<br />
Vacib  																			oldur  																			cümle  																			işte  																			her  																			kula<br />
Allah  																			adın  																			her  																			kim  																			ol  																			evvel  																			ana<br />
Her  																			işi  																			âsan  																			eder  																			Allah  																			ona”  																			(Süleyman  																			Çelebi)</p>
<p class="sayfayazi"> 																			diyerek  																			başlayıp  																			Peygamberimizin  																			üstün  																			meziyetlerini,  																			güzel  																			vasıflarını,  																			ahlâkının  																			eşsizliğini,  																			hayatını  																			ve  																			mucizelerini  																			anlatmak  																			ve  																			nihayet,  																			O&#8217;nun  																			şefâatına  																			sığınmak,  																			salât  																			ü  																			selâmlarla  																			O&#8217;na  																			yönelmek  																			mendup  																			sayılabilir.  																			Çünkü,  																			bütün  																			bunlar  																			formül  																			olarak  																			ortaya  																			konmamışsa  																			da  																			hepsinin  																			aslı  																			dinde  																			vardır.  																			Cenâb-ı  																			Hakk&#8217;ı  																			zikir  																			ve  																			O&#8217;na  																			hamd  																			ü  																			senâ;  																			Peygamber  																			Efendimizi  																			yâd  																			etme  																			ve  																			O&#8217;na  																			salât  																			ü  																			selam  																			imanın  																			gereğidir.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			<strong> 																			Riya  																			ve  																			Monotonluk  																			Belaları</strong></p>
<p class="sayfayazi"> 																			Ne  																			var  																			ki,  																			bu  																			güzel  																			âdette  																			işi  																			ticarete  																			dökmemek,  																			gırtlak  																			ağalığı  																			yapmamak,  																			riya  																			ve  																			süm&#8217;alara  																			girmemek  																			çok  																			önemlidir.  																			Allah&#8217;ı  																			ve  																			Efendimizi  																			anma  																			mevzuunda  																			samimi  																			olmaya  																			çok  																			dikkat  																			etmek  																			lazım.  																			Bir  																			insan,  																			Cenâb-ı  																			Hakk&#8217;ı  																			andığında  																			gözleri  																			gerçekten  																			yaşarmadığı  																			ve  																			burun  																			kemikleri  																			dahi  																			sızlamadığı  																			halde,</p>
<p class="sayfayazi"> 																			“Her  																			kaçan  																			anarsam  																			seni,  																			kararım  																			kalmaz  																			Allahım<br />
Senden  																			gayrı  																			gözüm  																			yaşın,  																			kimseler  																			silmez  																			Allahım”  																			(Yunus  																			Emre)</p>
<p class="sayfayazi"> 																			der  																			ve  																			riyakarlıklara,  																			yalanlara  																			girerek  																			Efendimize  																			ait  																			bazı  																			günleri  																			tes&#8217;îd  																			etmeye  																			kalkarsa,  																			Allah&#8217;a  																			karşı  																			yalan  																			söylemiş;  																			Allah  																			Rasûlü&#8217;ne  																			de  																			saygısızlık  																			yapmış  																			olur.  																			İnsan  																			içinden  																			gelmeyen  																			şeyi  																			söylememeli;  																			mutlaka  																			bir  																			şey  																			söyleyecekse,  																			kalbinin  																			sesine  																			tercüman  																			olmalı,  																			hislerinde  																			mâkes  																			bulmuş  																			şeyleri  																			ifade  																			etmeli.  																			Şuurundan  																			vize  																			alamamış  																			sözleri  																			gün  																			yüzüne  																			çıkarmamalı;  																			riyakârlık  																			ifade  																			eden  																			sesleri  																			sineye  																			gömmeli  																			ve  																			asla  																			kimseye  																			duyurmamalı.  																			Mevlid  																			okuyan  																			da,  																			ilahi  																			söyleyen  																			de  																			ve  																			birkaç  																			kelam  																			ederek  																			o  																			günün  																			ehemmiyetini  																			dile  																			getiren  																			de  																			mutlaka  																			çok  																			samimi  																			olmalı.  																			O  																			güne  																			ve o  																			sözleri  																			söylemeye  																			önceden  																			hazırlanmalı.  																			Va&#8217;z  																			etmeye  																			giden  																			bir  																			insanın,  																			“Aman  																			gözüme  																			bir  																			leke  																			girmesin,  																			kulağıma  																			bir  																			kir  																			bulaşmasın,  																			kafam  																			dağılmasın;  																			aman  																			bir  																			günahkâr  																			olarak  																			halkın  																			karşısına  																			gitmeyeyim!”  																			diyerek,  																			dikkat  																			ve  																			teyakkuz  																			içinde  																			camiye  																			yürümesi  																			gibi  																			–ki  																			va&#8217;z  																			u  																			nasihatin  																			mü&#8217;min  																			kalblerde  																			mâkes  																			bulması  																			adına  																			bu  																			çok  																			önemlidir–  																			mevlid  																			programlarında  																			vazife  																			alan  																			insanlar  																			da  																			samimiyet  																			ve  																			ihlasa  																			çok  																			dikkat  																			etmeli.  																			Süslü-püslü  																			şeylerle  																			değil,  																			samimiyetle  																			lebriz  																			edilmiş  																			bir  																			gönülle,  																			kalbin  																			süs  																			ve  																			zinetiyle  																			halkın  																			karşısına  																			çıkmalı.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Diğer  																			taraftan,  																			hem  																			mevlid  																			okurken  																			hem  																			de  																			daha  																			geniş  																			ve  																			muhtevalı  																			mevlid  																			programları  																			düzenlerken  																			monotonluktan  																			mutlaka  																			kurtulmak  																			lazım.  																			Bugün,  																			genel  																			itibarıyla,  																			mevlid  																			merasimleri  																			o  																			kadar  																			monotonlaşmıştır  																			ki,  																			avamdan  																			kimseler  																			bile  																			onları  																			dinlerken  																			sırada  																			neyin  																			olduğunu,  																			neden  																			sonra  																			ne  																			geleceğini  																			bilirler.  																			Okuma  																			üslubu  																			ve o  																			birbirinden  																			güzel  																			makamlar  																			bile  																			monotonluğun,  																			ülfetin  																			kurbanı  																			olmuştur.  																			Mesela;  																			şimdilerde  																			herkes  																			farklı  																			bir  																			üslubu  																			esas  																			alsa  																			da,  																			belli  																			bir  																			dönem  																			itibarıyla  																			mevlid  																			okuma  																			şekli  																			kısaca  																			şöyleydi:  																			Tevhid  																			bahri  																			Saba  																			makamıyla  																			okunur;  																			özellikle  																			“Her  																			ki  																			diller  																			bu  																			duada  																			buluna  																			/  																			Fatiha  																			ihsan  																			ede  																			ben  																			kuluna”  																			beyti  																			mutlaka  																			Hüseynî  																			makamında  																			icra  																			edilirdi.  																			Duadan  																			sonra  																			Hicaz  																			makamına  																			geçilir;  																			Nûr  																			bahrinin  																			sonunda  																			Rast  																			makamına  																			başlanırdı.  																			Sonra  																			aynı  																			makamda  																			salât  																			ü  																			selam  																			getirilirdi.  																			Vilâdet  																			bahrine  																			de  																			bu  																			makamla  																			başlanır;  																			peşinden  																			Hüseynî  																			perdesine  																			geçilirdi.  																			“Doğdu  																			ol  																			saatte  																			ol  																			sultan-ı  																			dîn”  																			derken  																			Segahta  																			karar  																			kılınırdı  																			ki,  																			burada  																			Segah  																			makamının  																			seçilmesinin  																			sebebi,  																			Salât-ı  																			Ümmiyye  																			okunacak  																			olmasıydı.  																			Sonra,  																			tekrar  																			Hüseynî  																			makamında  																			Merhaba  																			bahrine  																			girilir  																			ve  																			bu  																			bölüm  																			genellikle  																			Hüzzam  																			makamında  																			bitirilirdi.  																			Mirac  																			ve  																			Münacaat  																			bahirleri  																			Uşşak  																			makamıyla  																			okunup  																			&#8220;Ümmetimden  																			razı  																			olsun  																			ol  																			muin&#8221;  																			mısrası  																			Hüseynî  																			makamıyla  																			bağlanırdı.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			İşte  																			bu  																			şekilde  																			başlayıp  																			devam  																			eden  																			ve  																			aynı  																			tonda  																			biten  																			bir  																			mevlid,  																			hele  																			bir  																			de  																			kalb  																			heyecanlarıyla  																			icra  																			edilemiyor  																			ve  																			aynı  																			coşkuyla  																			dinlenmiyorsa  																			bütün  																			bütün  																			sıkıcı  																			ve  																			monoton  																			bir  																			hal  																			alacaktır.  																			Oysa,  																			o  																			sözler  																			çok  																			güzeldir;  																			anlatılan  																			mevzular  																			çok  																			derindir;  																			ama  																			maalesef  																			üslup  																			eksikliği  																			mananın  																			önüne  																			geçmektedir.  																			Onları  																			o  																			şekliyle  																			besteleyenler  																			çok  																			güzel  																			ve  																			faydalı  																			bir  																			iş  																			yapmışlar,  																			makamları  																			Cennet  																			olsun.  																			Fakat,  																			kanaat-i  																			acizanemce,  																			bu  																			türlü  																			şeyler  																			aylık  																			ya  																			da  																			en  																			fazla  																			senelik  																			olmalı.  																			Aynı  																			şeyler  																			tekrar  																			edilmemeli,  																			her  																			defasında  																			o  																			işe  																			ayrı  																			bir  																			buud  																			ve  																			zenginlik  																			katılmalı.  																			Bildiğiniz  																			gibi,  																			güzel  																			bir  																			güfte,  																			belki  																			yirmi  																			insan  																			tarafından  																			yirmi  																			türlü  																			besteleniyor  																			ve  																			farklı  																			farklı  																			icrâ  																			ediliyor.  																			O  																			bestelerin  																			her  																			biri  																			de  																			güfteye  																			ayrı  																			bir  																			mana  																			katıyor  																			ve  																			böylece,  																			o  																			sözleri  																			bir  																			kere  																			daha,  																			ilk  																			günkü  																			tazeliğiyle  																			insanlara  																			sunmak  																			mümkün  																			oluyor.  																			İsterseniz,  																			o  																			farklılıklara  																			da  																			bir  																			“tasrif”  																			nazarıyla  																			bakabilirsiniz;  																			onları,  																			bazı  																			mana  																			ve  																			muhtevaları  																			yeni  																			bir  																			ses,  																			yeni  																			bir  																			söz,  																			yeni  																			bir  																			eda,  																			yeni  																			bir  																			üslûb  																			ve  																			yeni  																			bir  																			icrâ  																			ile  																			ortaya  																			koyma  																			şeklinde  																			yorumlayabilirsiniz.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			<strong> 																			O&#8217;nun  																			Şeydâları!..</strong></p>
<p class="sayfayazi"> 																			Ayrıca,  																			o  																			tür  																			programlarda  																			seslendirilecek  																			ilahi  																			ve  																			kasidelerde  																			de  																			böyle  																			bir  																			zenginliğe  																			ihtiyaç  																			var.  																			Sadece  																			Yunus  																			Emre&#8217;yle  																			yetinme,  																			yalnızca  																			Niyaz-ı  																			Mısrî&#8217;ye  																			takılıp  																			kalma  																			da o  																			mübarek  																			toplanmaları  																			matlaştırır.  																			Günümüzün  																			insanı  																			çok  																			farklıdır.  																			Dünkü  																			sözler  																			çok  																			samimi  																			de  																			olsa  																			bugünün  																			insanına  																			avamca  																			gelebilir.  																			Dün  																			çok  																			güzel  																			şeyler  																			söylendiği  																			gibi  																			bugün  																			de  																			söylenmektedir;  																			yarın  																			da  																			çok  																			güzel  																			sözler  																			söylenecektir.  																			Aynı  																			ifadeleri  																			aynı  																			üslup  																			içerisinde  																			tekrar  																			edip  																			durma  																			ve  																			bu  																			şekilde  																			bir  																			araya  																			gelmiş  																			olma  																			marifet  																			değildir;  																			asıl  																			mesele,  																			Efendimiz&#8217;in  																			viladetini  																			gerçek  																			bir  																			bayram  																			olarak  																			duyma  																			ve  																			duyurma;  																			O&#8217;na  																			vuslat  																			duygusuyla  																			dolma  																			ve  																			gönüllerde  																			O&#8217;nun  																			vuslatına  																			iştiyak  																			uyarma;  																			dua  																			ederken  																			de  																			aynı  																			coşkuyla  																			el  																			kaldırma  																			ve  																			kalblerin  																			bamteline  																			dokunma..  																			nihayet,  																			insanlarda  																			bir  																			heyecan  																			tufanı  																			oluşturma  																			ve  																			Efendimiz  																			(sallallahu  																			aleyhi  																			ve  																			sellem)  																			o an  																			gökten  																			iniyormuş  																			gibi  																			bir  																			ruh  																			haleti  																			hasıl  																			etmektir.  																			Hani  																			Arif  																			Nihat  																			Asya  																			der  																			ya;</p>
<p class="sayfayazi"> 																			“Gel,  																			ey  																			Muhammed,  																			bahardır&#8230;<br />
Dudaklar  																			ardında  																			saklı<br />
Aminlerimiz  																			vardır!..<br />
Hacdan  																			döner  																			gibi  																			gel;<br />
Mi&#8217;raç&#8217;tan  																			iner  																			gibi  																			gel;<br />
Bekliyoruz  																			yıllardır!”</p>
<p class="sayfayazi"> 																			İşte,  																			öyle  																			yeni  																			bir  																			ses  																			olmalı,  																			bambaşka  																			bir  																			soluk  																			ve  																			derin  																			bir  																			heyecanla  																			program  																			ortaya  																			konmalı;  																			nihayet,  																			orada  																			hazır  																			bulunanlar  																			gönülden  																			yakarışa  																			geçmeli  																			ve  																			“Mi&#8217;raç&#8217;tan  																			iner  																			gibi  																			gel;</p>
<p class="sayfayazi"> 																			bekliyoruz  																			yıllardır!”  																			demeli.</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Diğer  																			önemli  																			bir  																			husus  																			da,  																			bu  																			programların  																			aynı  																			zamanda  																			bir  																			mesaj  																			vermeye  																			matuf  																			olmasıdır.  																			Mevlit,  																			ilahi,  																			kaside  																			ve  																			şiirler  																			zihinleri  																			hazırlamalı,  																			ruhlarda  																			heyecan  																			hasıl  																			etmeli;  																			daha  																			sonra  																			da  																			önceden  																			çok  																			iyi  																			belirlenen  																			bir  																			mesajla  																			program  																			hitama  																			erdirilmeli.  																			Efendimizin  																			hayat-ı  																			seniyyelerinden  																			bir  																			husus  																			anlatılmalı;  																			O&#8217;nun  																			“cevâmi&#8217;ül-kelim”  																			dediğimiz  																			az  																			söz  																			ile  																			çok  																			manayı  																			ifade  																			eden  																			hadis-i  																			şeriflerinden  																			biri  																			nakledilmeli  																			ya  																			da  																			ümmetinin  																			ferdî,  																			ailevî  																			ve  																			içtimâî  																			problemlerinin  																			çözülmesiyle  																			alâkalı  																			bir  																			husus  																			dile  																			getirilmeli.  																			Fakat,  																			verilmek  																			istenen  																			mesaj  																			gibi  																			o  																			mesajı  																			seslendirecek  																			olan  																			insan  																			da  																			önceden  																			belirlenmeli..  																			sadece  																			sesi  																			ve  																			nefesi  																			gür,  																			ilmi  																			derin  																			kimselere  																			değil,  																			aynı  																			zamanda  																			kalbî  																			heyecanları  																			coşkun  																			ve  																			gönlündeki  																			Peygamber  																			sevgisi  																			engin  																			insanlar  																			bulunup  																			onlara  																			söz  																			hakkı  																			verilmeli.  																			O  																			insanlar  																			da,  																			öyle  																			mübarek  																			bir  																			program  																			için  																			çok  																			ciddi  																			ön  																			hazırlıklar  																			yapmalı,  																			gönüllerini  																			ortaya  																			koymalı  																			ve  																			konuşurken  																			bile  																			o  																			işin  																			hakkını  																			verememe  																			mahcubiyetiyle  																			M.  																			Akif  																			gibi,</p>
<p class="sayfayazi"> 																			“Perişan  																			sözlerimden  																			bıkma,  																			hoş  																			gör,  																			ya  																			Rasûlallah,</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Kulun  																			şeydâdır  																			amma,  																			açtığın  																			vadide  																			şeydâdır!”  																			deyip  																			inlemeliler.  																			Ya  																			da  																			İslam&#8217;ın  																			garipliğini  																			ve  																			ümmetin  																			kimsesizliğini  																			vicdanlarında  																			duyup  																			o  																			Muzdarip  																			Şair‘in  																			“Pek  																			Hazin  																			Bir  																			Mevlid  																			Gecesi”ndeki  																			yanık  																			nağmeleriyle  																			Cenab-ı  																			Hakk&#8217;ın  																			dergahına  																			yönelmeliler:</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Yıllar  																			geçiyor  																			ki,  																			yâ  																			Muhammed.<br />
Aylar  																			bize  																			hep  																			Muharrem  																			oldu!<br />
Akşam  																			ne  																			güneşli  																			bir  																			geceydi&#8230;<br />
Eyvah,  																			o da  																			leyl-i  																			mâtem  																			oldu!</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Alem  																			bugün  																			üç  																			yüz  																			elli  																			milyon<br />
Mazlûma  																			yaman  																			bir  																			âlem  																			oldu:<br />
Çiğnendi  																			harîm-i  																			pâki  																			şer&#8217;in;<br />
Nâmûsa  																			yabancı  																			mahrem  																			oldu!<br />
Beyninde  																			öten  																			çanın  																			sesinden<br />
Binlerce  																			minâre  																			ebkem  																			oldu</p>
<p class="sayfayazi"> 																			Allah  																			için,  																			ey  																			Nebiyy-i  																			ma&#8217;sum,<br />
İslam&#8217;ı  																			bırakma  																			böyle  																			bîkes,<br />
Ümmeti  																			bırakma  																			böyle  																			mazlum.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/11/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/11/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/11/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=11&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-munasebetiyle-efendimizi-tanitmak-icin-ne-yapabiliriz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum; Gül Çağı</title>
		<link>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-gul-cagi/</link>
		<comments>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-gul-cagi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:16:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kutlu Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-gul-cagi/</guid>
		<description><![CDATA[Ondört asır evvel yine bir böyle geceydi. Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi. Bahardı&#8230; Dışarda, kumların üstünde, kahrı da, zehri de zevk adına yutan insanlardı&#8230; Çıldırmış azgınlıkların pençesinde beşer bir canavardı. Ve zamanın paslı aynasında eskiyen yürekler kayalar kadardı&#8230; Bahardı&#8230; İçerde, Âmine’nin kucağında, nur ile yıkanmış bir Gül kokusu vardı&#8230; Kaç bin senedir beklenen [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=10&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ondört asır evvel yine bir böyle  					geceydi. Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi.<br />
Bahardı&#8230; Dışarda, kumların üstünde, kahrı da, zehri de  					zevk adına yutan insanlardı&#8230; Çıldırmış azgınlıkların  					pençesinde beşer bir canavardı. Ve zamanın paslı aynasında  					eskiyen yürekler kayalar kadardı&#8230;</p>
<p>Bahardı&#8230; İçerde, Âmine’nin kucağında, nur ile yıkanmış bir  					Gül kokusu vardı&#8230; Kaç bin senedir beklenen yâr, meğer o  					yârdı. Arasına sınır taşları dikilmiş zamanın saadet  					damıttığı çağlar, işte o çağlardı. Gece seherlere uzardı ve  					dudaklarında Âmine’nin “Gülüm!” diyen bir gülümseme  					tekrarbetekrardı.<span id="more-10"></span></p>
<p>Sevgili o gece bir “Gül” oldu, ve beşeriyet gülü bir cins ad  					olmaktan o gün çıkardı.</p>
<p>Gel ey vahdetin Gül’ü, hasretin Gül’ü&#8230; Kokunla gel ve  					renginle gel!.. İlhamın ve âhenginle gel!..<br />
Aşkınla olmazsa sevginle gel!.. Gel ki serazad kuşlarca  					süzülsün yürekler çiçeklere; ve çiçekler yenik düşsün aşkını  					eleyen kelebeklere&#8230; Gel de, gizemli alfabelerle yazılmış  					mektuplarını bebekler okusun; gel, kınalı parmaklar  					tezgahlarda cümle cümle şiirlerini dokusun&#8230;</p>
<p>Ay vurgunu gecelere şavkı dökülsün nurunun, neyler  					üveyiklere ağlasın ve ölümsüz besteleri Gül adına çalınsın  					aşk tanburunun.</p>
<p>Gel ey günlüklerde yığın yığın gözyaşlarıyla kararan  					bahtımızı Gül’e döndüren Haberci&#8230; Gel ey, sevgilerinden  					sıyrılan vicdanları mor salkımlı zamanlarda kurtuluşa  					ulaştıracak Elçi&#8230; Şafaklarına kırağı düşmüş aldanışları  					pişmanlıkla yuyup yıkayan ihtiyar adamlar ve genç kızlar  					için gel, aşksızlığının kör akşamlarını mezar taşlarında  					tekrar be tekrar okuyan dolunaylar ve yıldızlar için gel.  					Yıldızlarına uyabilelim diye bizi şevklendirmek ve  					şavklandırmak için de gel; birimizi birimize sevdirmek,  					birimizle birimizi sevindirmek için de gel&#8230; Mekanların  					daraldığı ve zamanların dürüldüğü depremler gibi gel ve  					titret içimizi Sevgili&#8230; Ta ki bülbüller bir Gül için  					söylesin en müstesna şarkılarını:</p>
<p>Kâşki sevdiğimi sevse kamu halkı cihân<br />
Sözümüz cümle hemân kıssai cânân olsa<br />
*<br />
Gül’e söz verelim, defterimizdeki karaları aklamak için&#8230;  					Gül’ü sevdiğimizi söyleyelim, içimizdeki kirleri paklamak  					için&#8230;</p>
<p>Aç bir karnı doyuralım Gül adına, Hakk’ın da kuşları  					rızıklandırdığını hatırlayıp&#8230; Sıkıntıdaki dostun imdadına  					koşalım Gül’ü anarak, gül alalım, gül satalım&#8230; Hayırlı  					işlere önayak olalım Gül çağında, ta ki ateş vaktinde güller  					açsın yüzümüz&#8230; Bir merhabayı Gül hatırına söyleyelim  					küstüklerimize, hani helal lokma yer gibi&#8230; Doğrulardan ve  					iyilerden çoğaltalım dostlarımızı Gül bahçesinde, ta ki bir  					sarsılışla sarsıldığımızda arkadaşlardan saysın yıldızlar  					bizi. Ve ağlayalım hasretiyle Gül’ün, ki<br />
arıtsın bağrımızın pasını yaşlar&#8230; Göz son kez kapanmadan,  					birkaç damla ile olsun&#8230; İnci, mercan hediye!..<br />
*<br />
Bir Aşk Masalı:<br />
Kıl şebistânı müşerref kim nisârun kılmağa<br />
Rişteden dürler çeküp cem’ eylemiş dâmâne şem</p>
<p><strong>Diyor ki Fuzulî: </strong><br />
Bir âşık varmış vaktiyle; muma benzeyen bir âşık&#8230; Mum gibi  					yalnız, mumleyin başında ateş&#8230; Yanar yakılırmış geceler  					boyu ve gönül ateşiyle aydınlatmaya çalışırmış hicranın ve  					hasretin karanlıklarını&#8230; Hiç uyumaz, dilinde sevgili adı,  					göz kapıda, beklermiş durmadan&#8230; Gecelerden bir gece, belki  					bir vuslat gecesi olur da sevgili geliverir diye umutlanır,  					bu umutla tıpkı mum gibi can ipinden inciler döker, ve  					eteklerinde biriktirirmiş yığın yığın&#8230; Ta ki sevgili  					geldiğinde hazırlıksız yakalanmış olmasın ve yüz görümlüğü  					olarak ayağına saçacağı incileri bulunsun&#8230;</p>
<p>Gül yüzüne bakacak yüz ver bize Taala!&#8230; Vuslat için aşk  					ver bize Tanrım!..</p>
<p><strong>İSKENDER PALA</strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kutludogum.wordpress.com/10/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kutludogum.wordpress.com/10/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kutludogum.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kutludogum.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kutludogum.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kutludogum.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kutludogum.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kutludogum.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kutludogum.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kutludogum.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kutludogum.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kutludogum.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kutludogum.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kutludogum.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kutludogum.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kutludogum.wordpress.com/10/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kutludogum.wordpress.com&amp;blog=886340&amp;post=10&amp;subd=kutludogum&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kutludogum.wordpress.com/2007/03/25/kutlu-dogum-gul-cagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/c5dff1fa434c9b3fd50bed2a93560b40?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">yunus91</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
