Hırka-i Şerif

İstanbul’da Bilinen iki Hırka-i Şerifi vardır.

1-Osmanlı Sultanları tarafından büyük bir tazim ve titizlikle korunan ve 1962′den beri de halkın ziyaretine açık olan Hırka-i Saâdet veyâ Bürde-i Saâdet, Hz. Peygamber (s.a.s)’in Kâ’b b. Züheyr’e hediye ettiği hırka mukaddes emânetlerin en önemlisidir. Babası ve kardeşleri kendisi gibi şâir olan Ka’b'ın erkek kardeşi Büceyr’in müslüman olması akrabalarının hoşuna gitmedi. Onların etkisinde kalan Ka’b, Hz. Peygamber’i hicvetti. Daha sonra yaptıklarından pişmanlık duyan Ka’b gizlice Medine’ye gelip, kendisini tanıtmadan Hz. Peygamber’in huzuruna çıktı. Af müjdesi alınca kendini tanıtıp nazmettiği hicviyelere keffaret olabilecek güzellikte meşhur Kaside-i Bürde adlı kasidesini sundu. Kaside’yi çok beğenen Hz. Peygamber sırtından hırkasını çıkararak Ka’b'a hediye etti. Bu hırka için Muaviye b. Ebi Süfyan onbin dirhem teklif ettiyse de Ka’b onu satmaya razı olmadı. Ancak ölümünden sonra Muaviye yirmi bin dirhem karşılığında veresesinden satın alarak Hırkaya sahip oldu. Sırayla Emevilere ve Abbâsilere intikal eden hırka bir müddet Mısır’da muhafaza edilmiş ve Abbâsi halîfeleri tarafından bazı merasimlerde giyilmiştir.

Yazının devamını oku »

Hz.Muhammed’in (s.a.s.) Peygamberliğinin Evrenselliği

A’RÂF SÛRESİ 158 – De ki: “Ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah tarafından gönderilen Peygamberim. O ki, göklerin ve yerin hakimiyeti O’na aittir. O’ndan başka ilah yoktur. Hayatı veren de, ölümü yaratan da O’dur. Öyleyse siz de Allah’a ve O’nun bütün kelimelerine iman eden o ümmî Nebîye, o Resule inanın. Ona tâbi olun ki doğru yolu bulasınız. [6,19; 11,17; 3,20]

Yazının devamını oku »

Türkler hakkında Hadis var mıdır?

Türkler hakkında Hadis var mıdır? İslâm’ın milliyetçiliğe ve ırkçılığa bakışı nedir?

Evet Peygamber Efendimizin s. Türkler hakkında hadisi şerifi vardır. Efendimiz şöyle buyuruyor.” Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın” ( Ebu Davut, Melahim: 8 ) Araplar Hicri 4 asırda müslümanlarla temas kurdular. Bu temaslar sonucunda Türkler müslüman oldu ve asırlar boyunca İslâm’ın bayraktarlığını yaptılar.

Yazının devamını oku »

Genel, Peygamberimiz kategorisinde yayınlandı. 6 Yorum »

Salavat Getirmenin Sevabı

Allah Resûlü’ne bir sahabi; ‘bütün salavatımı senin için kılıyorum’ deyince, “Bu senin hem dünya, hem de ahiret ile ilgili işlerin için kâfidir” buyurmuştur.

Allah Resulüne salavat getirmek, en bereketli, en faziletli, saadeti dareyn için en faydalı ibadetlerden biridir. Hakkıyla yapılırsa sevabı da çok büyüktür. Amelleri tathir eder, hataları örter, manevi dereceleri yükseltir. Yazının devamını oku »

Salavatın Anlamı

Salavat ta’zim ifade eder, demişler. Onun şanını yüceltme manasına gelir. ‘Allahım! Efendimiz’in dünyada namını yüceltip dinini hakim ve şeriatını daim kıl. Ahirette de ümmetine şefaatçi yapıp, ecir ve sevabını kat kat ver. Onun faziletini artırıp Makamı Mahmud’a erdir, şanını yücelt’ anlamına gelmektedir.

Şu halde bizim salavat getirmemiz, Efendimizin Allah katındaki değerinin artması için bir dua niteliği taşımaktadır. Bununla biz de Allah’a yakın olmaya çalışırız. Fakat hangi şeyin onun makamını yücelteceğini de bilemeyiz. Bunu Rabbimiz bilir. İşte bu acziyetimiz nedeniyledir ki, biz yüce Rabbimizden Efendimize salat etmesini ve indinde onun değer ve faziletini ve kurbetini artırımasını dualarımızla taleb ediyoruz.

Yazının devamını oku »

Kutlu Doğum (M. Fethullah Gülen)

M. Fethullah Gülen, Sızıntı, Ekim 1991, Cilt 13, Sayı 153

İnsanlığın iftihar Tablosu’nun doğumu, topyekûn insanlığın da yeniden doğumu sayılır. O’nun dünyayı şereflendireceği güne kadar akın karadan, gecenin gündüzden, gülün de dikenden farkı yoktu; dünya âdetâ umumî bir mâtemhâne, varlık da tıpkı bir kaostu.. O’nun eşyanın yüzüne çaldığı nur sayesinde, zulmet ziyâdan ayrıldı, geceler gündüze kalboldu; kâinat kelime kelime; cümle cümle, fasıl fasıl okunur bir kitap haline geldi.. ve her şey âdetâ yeniden dirildi ve gerçek değerini buldu.

 

Yazının devamını oku »

Kutlu Doğum Haftasında Gül Dağıtma Meselesini Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Mevlid-i şerif kutlamalarının, Hazreti İsa’nın viladetinden dolayı yapıldığı söylenen kutlamalara bir reaksiyon olarak ortaya konmasından endişe ediyorum. “Sizin paskalya bayramınınız, yılbaşınız varsa, bizim de Kutlu Doğum haftamız var” şeklindeki bir bayağı yaklaşıma girilmesinden korkuyorum. Aynen öyle de, “Bazı insanlar zeytin dalı uzatıyorlar, biz de gül dağıtalım” diyerek böyle bir işe kalkışılıyorsa, bunu da tasvip etmiyorum. Yazının devamını oku »

Kutlu Doğum, Peygamberimiz kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Peygamber Efendimizin (sav) Doğum Haftası Münasebetiyle

Vâkıâ, dar bir dairede ve belli ölçüler içinde, merasim türünden bir mevlit, birkaç paket şeker ve birkaç şişe güllâpla.. bazen de birkaç ses sanatkârı ve birkaç ilâhîci ile velâdeti tes’îd etmeye, O’nunla irtibatımızı ortaya koymaya çalışmışızdır; ama, bunlar katiyen O’nun büyüklüğüyle orantılı olmamıştır; orantılı olmak şöyle dursun, O’nun kapıkullarına gösterilen saygı ve ihtiram seviyesine bile ulaşılamamıştır. Hele Hz. Mesih’in doğum günü veya şöyle-böyle O’nunla alâkalı gösterilen noel, paskalya ve daha başka yortu ve karnavallar seviyesinde bir neş’e ve cûşişin yaşanması katiyen söz konusu olmamıştır… Yazının devamını oku »

Kutlu Doğum, Peygamberimiz kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Kutlu Doğum Münasebetiyle Efendimizi Tanıtmak İçin Ne Yapabiliriz?

Soru: Kutlu Doğum münasebetiyle gerek Türkiye’de, gerekse yurt dışında Peygamber Efendimiz’i (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât) daha geniş kitlelere duyurma adına neler yapabiliriz? Bu konuda ifrat ve tefrite girmemek için bir kutlama çerçevesi belirlemek mümkün müdür? Yazının devamını oku »

Kutlu Doğum, Peygamberimiz kategorisinde yayınlandı. 1 Yorum »

Kutlu Doğum; Gül Çağı

Ondört asır evvel yine bir böyle geceydi. Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi.
Bahardı… Dışarda, kumların üstünde, kahrı da, zehri de zevk adına yutan insanlardı… Çıldırmış azgınlıkların pençesinde beşer bir canavardı. Ve zamanın paslı aynasında eskiyen yürekler kayalar kadardı…

Bahardı… İçerde, Âmine’nin kucağında, nur ile yıkanmış bir Gül kokusu vardı… Kaç bin senedir beklenen yâr, meğer o yârdı. Arasına sınır taşları dikilmiş zamanın saadet damıttığı çağlar, işte o çağlardı. Gece seherlere uzardı ve dudaklarında Âmine’nin “Gülüm!” diyen bir gülümseme tekrarbetekrardı. Yazının devamını oku »

Kutlu Doğum, Peygamberimiz kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.